Skip to content

Uçan Kuşlar Markalar, Yeşil Sosyal Bir Bahar

05/03/2012

Sosyal medyanın çok önemli olduğunu herkes biliyor ama herkes yeterli özeni gösteremiyor.

Arnavutluk’un nüfusu 3.195.000, Moldova’nın 3.563.000, Bosna Hersek’in 3.800.000, Türkiye’deki Twitter kullanıcı sayısı ise 4 milyon! Görüleceği üzere sadece Twitter’da bile küçük bir Avrupa ülkesinin toplam nüfusuna denk geliyoruz. Facebook’a baktığımızda ise Türkiye’nin 18,5 milyon kullanıcı ile ABD, İngiltere ve Endonezya’dan sonra dördüncü sırada yer aldığını görüyoruz. Kıpır kıpır bir milletiz vesselam. Yediğimiz yemeğin resmini, gittiğimiz otelin ismini, okuduğumuz kitabın konusunu, izlediğimiz filmin sonunu paylaşmaya bayılıyoruz. Kısacası, her an her yerde haleti ruhiyemizi paylaşmayı, her konu hakkında fikrimizi beyan etmeyi çok seviyoruz. Hal böyle olunca markalar da bu trendden doğal olarak etkileniyorlar. Günümüzde çoğu marka, sosyal ağlar üzerinden tüketiciyle sürekli iletişim halinde kalmayı tercih ediyor. Artık yapılan her reklam kampanyasının Facebook, Twitter ve mikrositeler üzerinden bir de dijital planlaması yapılıyor.

Tabi bazı markaların sosyal medya planlamasının bir Facebook sayfası bir de Twitter hesabı açmaktan ibaret olduğunu unutmayalım. Birisi “Var mı?” diye sorsa, “Ooo tabi olmaz mı!? Facebook’umuz var, hatta Twitter’ımız bile var!” diyecekler. Sosyal medya, markalar için ucuz ve etkili bir araç olsa da yanlış kullanıldığında markaya destek olmaktan çok köstek olabiliyor. Kötü örnekler o kadar çok ki… Müşterileriyle şarkı klibi paylaşan bankalar, futbol muhabbeti yapan yayınevleri, ağız dalaşına giren içecek firmaları… Ne ararsanız var. Peki doğrusu nasıl olmalı? Maddeler halinde sıralayalım;

1 ) Hayalet kasaba gibi olmayın, mutlaka bir şeyler paylaşın : Eğer müşterilerinizle sağlıklı bir iletişim kurmak istiyorsanız, onlara “Bir markayı çok sevdim, o beni hiç sevmiyor. Like’ımı ona verdim hiçbir şey paylaşmıyor.” dedirtmeyin. Pasif Facebook sayfalarını ve aylarca kullanılmamış Twitter hesaplarını emin olun kimse takip etmek istemiyor.

2 ) Markanızı temsil eden içeriğe odaklanın : Evet, mutlaka bir şeyler paylaşılsın ama anlamlı da olsunlar. Fotoğraf çekmeyi çok seviyorsam ve bir fotoğraf makinası markasını takibe almışsam, o markanın bana dün akşamki dizide neler olup bittiğini anlatmasını ya da Kanada Bayanlar Buz Hokeyi Takımı’nın maç sonuçlarından bahsetmesini istemem. Bunun yerine yeni çıkan ürünlerden, fotoğraf çekme tekniklerinden, güzel manzara bulabileceğim yerlerden bahsetmesini isterim. Bir kedi videosunu 37 milyon kişi izledi diye banka olarak onu paylaşmak zorunda değilsiniz. Paylaşırsınız, güleriz orası ayrı… Ama hem kediye hem bankaya güleriz! İtibar açısından pek hoş olmaz.

3 ) Paylaşımlarınızı zamana yayın : Size “İçeriğimiz güzel, gümbür gümbür paylaşıyoruz. Her çarşamba günü 14:01’de 87 farklı içerik giriyoruz.” derlerse; kendinizi kibar olmak zorunda hissetmeyin. İçerikleri günün belirli saatlerine yayın, hepsini tek noktaya yığmayın. Spam mantığıyla bir Twitter sayfasını markanızla boyamak sizi 15 dakikalığına göz önünde tutabilir ama bir o kadar da sinir bozucu olursunuz ve kısa sürede takipçi kaybedersiniz.

4 ) Üslubu hoş, etkileşimi bol olun : Sosyal medya, televizyon gibi tek taraflı olmadığı için bu derece etkilidir. Eğer size ulaşmak isteyenlere kulaklarınızı kapatır, Twitter ve Facebook üzerinden tek taraflı bilgi paylaşımı yaparsanız; sosyal medyanın bütün “sosyal” kısmını ıskalamış olursunuz. Takipçilerinizin size sorduğu sorulara mutlaka cevap verin ama bu durumu kesinlikle “ağız dalaşına girme” şeklinde yorumlamayın. Olumsuz yorumları iyi bir üslup kullanarak ve hediye çeki, ürün yenileme, indirim gibi yöntemlerle çözmeye çalışın. Sorulara cevap vermenin, markaların itibarını ve samimiyetini olumlu yönde etkilediğini sakın unutmayın.

Karşılıklı etkileşime girmek için sadece size soru sorulmasını beklemeyin. Takipçilerinize “X marka ürün kullanırken başınıza gelen en komik olay nedir?” gibi ilginç sorular sorup, onların size bir şeyler yazması için ortam oluşturun. Takipçilerinize öneri ve şikayetlerini yazmaları için çağrıda bulunmayı ihmal etmeyin.

5 ) Sizi izleyene fayda sağlayın : İnsanlar, bazı markaları sevdikleri, şirin buldukları kısacası abucuk gubucuk yapmak için takip ederler. Eğer rengarenk tombul motosikletler ya da incecik, şık beyaz bilgisayarlar satmıyorsanız o markalardan birisi olmadığınız gerçeğini kabul edin. O zaman çok özel indirimleri, fırsatları sadece sosyal ağlar üzerinden insanlara bildirmeyi deneyin ve onlara küçük ödüller verin. Hem… Hediyeleri kim sevmez ki!?

Sevgili markalar! Yazıma burada son veriken, sizleri sosyal medya kuşlarının “Ya dışındasınıdır çevrimin ya da içinde yer alacaksın.” adlı şarkısıyla başbaşa bırakıyorum. Esen kalın.

Advertisements

From → Sosyal Medya

Leave a Comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: